19 Eylül 2007 Çarşamba

Sana sevgim artık soldu

Dutluk;  dut ağaçlarından birçoğunun bir arada olduğu yer aslında. Kopkoyu yaprakları, iri, güven veren gövdeleri ile masum insanları masal yaratıklarından, devlerden koruyan dut ağaçlarının bir arada toplandığı yer.

 

Geçmişe özlemi kestirmeden anlatmaya yarıyor şimdilerde, gemişe özlemin yanına şimdileri beğenmemeyi de iliştiriyor ucundan. Bir dönem büyüklerimden o kadar duydum ki; dünya tarihinde bir dönem dutluk cağı olarak mı yaşandı acaba diye derin kuşkulara kapıldığım oldu.

 

"Buraları eskiden dutluktu" derken "eski çamlar bardak oldu" da diyoruz biz doğayı seven insanlar, insancıklar ve onarın nur topu suretindeki yavrucukları. Bu türden, doğa insanlarına Güzin ve Baha'dan nostaljini suyunu çıkartmaya müsait yanları olan şarkıyı yolluyoruz efendim, en kaşar, en dutlukları yakmış üstüne beton yığınları dikmiş, betonu da azmiyle ortadan delmiş dj edası ile yan durup, göz kırparaktan.

 

Neden, nasıl, niçin bilmem

Bana eden bulsun demem

 

Rüzgar gibi geldi geçti

Buna neden belki hiçti


Sana sevgim artık soldu

Eski çamlar bardak oldu


Bana yalnız acı verdin

Sana sevgim bitmez derdin


Yalan olmaz aşktan yana

Yeni bir aşk gerek bana


Sana sevgim artık soldu

Eski çamlar bardak oldu

 

Aslında eski dutluklarımızın ve eski çamlarımızın ve hatta onların içinde yer bulduğu, serpilip dallanıp budaklandığı eski çamlıklarımızın akıbeti, yaşadığınız şehrin coğrafi özelliklerine göre değişik bitki, hayvan ve nesneler ile örtüştürülebilecek cümlelere kolayca dönüştürülebilir:

 

"Eskiden burada develer at koştururdu"

"Eskiden buraları papatyalıktı"

"Eskiden buraları söğütlüktü"

"Eskiden burası ceylanların pınarı, şu köşe yaz köşesi bu köşe de kış köşesiydi" denilebilir pekala.

Hiç yorum yok: